Korkulacak tek şey korkmaktır!

Korkularınız; hayatınızı kaliteli yaşamaktan uzak tutar.Ulaşmak istediğiniz her şeyden sizi alıkoyar.Kısacası alacağınız her nefesi size bir ok gibi geri saplar.Sürekli endişeli bir hal takınırsınız.Etrafınızda ki her canlıya şüpheyle yaklaşırsınız.Başlayacağınız bir işe korkarak adım atar sonucunu beklerken kaygılanırsınız. Psikolojik olarak fena halde yıpranırsınız. Nefes almakta zorluk çeker sürekli endişe ve panik halinde olursunuz. Kalp ritminin dışına çıkar bayılacak gibi hissedersiniz.Başkasının cesaret ettiği şeye hayran kalıp o cesareti kendinizde bulamazsınız.En basit olaylarda bile çözüm odaklı olamazsınız. İnsanlardan uzaklaşır kendi iç dünyanızla baş başa kalırsınız. Peki ya bu korkulardan kurtulmanın yolu nedir? Hadi tek tek sıralayalım..!

1.Korkularınızla Yüzleşin!

Bir aynanın karşısına geçip kendinize hesap sorar gibi bakın.Yükses sesle ‘Sen kimsin de hayatımı mahvediyorsun.’diye bağırın.Sanki biriyle tartışıyormuş gibi el kol hareketi yapın. Tehdit edin aynada ki korkak yüzü. Hayat benim hayatım dilediğimi yaparım. Sonuçlarını yaşayarak tecrübe ederim. Engel olamazsın sen bana diyin. Göreceksin içinde ki gerçek seni o an yakalayacaksın. Kararlılığın seni bile şaşırtacak.

2.Korktuğunuz Olayları Not Alın!

Hangi durum seni ürkütüyorsa, hangi ortam seni kaygılandırıyorsa tek tek not al. Ama not alırken çekinme.Utanma. Kimse görmeyecek yazdıklarını. Örneğin bir çok insan karanlıkta uyumaktan korkar. Bu utanılacak bir durum değil yaz. Yalnızken tuvalete gitmeye korkan insanlar var.Utanma kendinden onu da yaz. Sen yaz ki korkuların seni korkutmaktan utansın.

3.Korkularınızı Kabullenip Nedenini Düşünün

Bir olayın nedeni bilinirse çözümü kolaylaşır.Neden-Sonuç ilişkisini iyi kurman gerekir. Mesela yüksekten neden korkuyorsun? Küçükken geçirdiğin bir kazadan sonra , arkadaşlarının sana yaptığı şaka sonucunda, yanlışlıkla birini düşürmüş de olabilirsin. Tüm bunların sonucunda sende yüksekten korku olgusunu yaratmıştır.Nedenini bulup sonucunu değiştirmek için adım atmalısın. Unutma neden tektir sonuçları Çifter Çifter gelir. Diyelim ki yükseklik korkun var. Aşağıya ya da yukarıya bakarken başın döner, miden bulanır, gözlerin bulanıklaşır. Eeee. Sırf bu aşılacak sebeplerden dolayı hiç mi lünaparka gidip eğlenemeyeceksin? Diyelim ki kariyerinin en güzel yerindesin ve odan 16. Katta. Ne yapacaksın kariyerinden mi vazgeçeceksin korkularından mı? O yüzden nedenini bul ve onunla inatlaş..!

4.Korkularınızı Bir Hastalık Olarak Düşünün!

Her hastalığın bir ilacının olduğunu bilerek çıkın yola. Korkularda psikolojik bir hastalıktır. Tedavisi sende. İlacı sende. Olumlama yöntemiyle korkularınıza yanaşın. Mesela sınav korkunuz var. Kesin yine kalırım, zayıf alırım. Hiç çalışmasam daha iyi gibi düşüncelerin tam aksini düşünün. Alt tarafı bir sınav en fazla 1 saat sürecek. Ben o saate kadar çalışırsam kesin geçerim. Geçemesem de bu dünyanın sonu değil ya diyerek kendinizi motive edin. Buna olumlama denir. Yüksekten korkuyorsanız üst katlarda oturan bir akrabanızı ziyarete gidin mesela. O hayatını orda sürdürüyor bende en azından birkaç saat oturabilirim. Bunda korkulacak bir şey yok diyin. İnatlaşın ve olumlama yapın. Göreceksiniz aynaya artık hesap sorar gibi bakmayacaksınız. Başarmış olmanın gruruyla kendinize tebessüm edeceksiniz.
5.Artık Korkmadığınızı kendinize ispatlayın!

Adım adım korkusuz olduğunun farkında mısın? Artık kalbinin ritmi düzenli atıyor. Ellerin terlemiyor. Kendine daha özgüvenlisin. E göster kendini topla arkadaşlarını korku evine bilet alın da görelim bakalım sonuçları😀Bu arada sana bir film tavsiyem var. Eminim daha önce izlemişsinizdir.İzlemediysen bile mutlaka izle. ‘Korkusuz Korkak.’ Hem güleceksin hem de filmin ve benim sana iletmek istediğim asıl mesajını alacaksın.

Continue Reading

Ne Yaptın Bugün?

Tüm günün yorgunluğunu, stresini kapıda bırakıp ‘Bismillah’ diyerek eve girmeye hazır mısın? Eşinin de (çalışıyorsa) senin gibi tüm gün stres ve yorgunlukla başetmeye çalışıp kendini bir an önce eve atmak istediğinin farkında mısın? Ya da evde senin için akşama kadar hazırlık yapıp iki sohbet etmeye can attığının bilincinde misin? Bunların cevabı var mı sende? Eğer hepsinin farkındaysan dışarıda ki rolünü üstünden çıkarıp askıya asıp ev moduna geçiş için terliklerini giy bakalım. ‘Hoşgeldin hayatım!’ diyen kişiye yani eşine bir tebessüm edip ‘Hoş bulduk’ diyip sarılır mısın? Onu özlediğini söyleyebilir misin? Bak o zaman üzerinde ne yorgunluk kalır ne stres…

Bir çok evlilik bu kısa sohbetten mahrumdur.Mahrum olduğundan evliliği onun için artık bir mecburiyet haline dönüşmüştür.Her şey bir (Hoş)gelip (Hoş)bulmaktan ibarettir aslında. Bunun aksini iddia etmek evliliğe hakaret değil midir? Aslında bir şükür sebebidir kapını çalan ve açanın olması. Senin için hazırlanan bir sofra mutlu edebiliyor mu seni? Bu kadın olsun erkek olsun farketmez. Söylediklerimi tek cinsiyet üzerinden değerlendirmeyin lütfen. Masaya hem ruhunu hemde karnını doyurmak için otur. Sohbeti ilk sen başlat. Konuşacak konu yok gibi düşünme.
Ne yaptın bugün? Diye konuya giriş yapabilirsin. Ses tonun hesap sorar gibi değil de merak eden bir eşin konuşması gibi olsun. Onu merak ettiğini, onunla ilgilendiğini, düşündüğünü gösteren bir tavır sergile. Küçük bir soruyla hissettirebilirsin bunu.Sorunun karşılığını geçiştirecek bir cevapla konuşma. Gün boyu yaşadıklarını hissettir ona. İyi ya da kötü geçen bir günün vaziyetini anlat. Çekinme. Karşında ki senin eşin. Seni en iyi o anlar. Anladığını düşündüğün için evlendin.
-‘Biraz yoğunluk vardı. Sürekli bir sağa bir sola koşturduk tüm gün. Çok yoruldum ama sana koşabilmek için can attım. Saatleri saydım.’diyebilirsin. Karşında ki senin çok yorulduğunu anlayacaktır muhakkak.Anlar çünkü o senin ‘EŞin’. Sen ne hissediyorsan o da hisseder merak etme.Sofranın adabı ve bereketi daim olsun istiyorsan yüzün asık oturma o sofraya. Bunlar bir kural değil mutluluğun geçtiği küçük eşikler aslında. Bu eşikleri atlayamazsan takılıp düşer tepe taklak olursun.Çay yorgunluğu alıp muhabbetti arttırır derler. Akşam yemeğinden sonrada iyi gider☺️ Yanında da güzel bir film. Ayrı ayrı koltuklarda oturmayın.Yan yana oturup birbirinizle temas edin. O sıcaklığı hissettirin birbirinize. Bazen filminiz yarı da kalır bazen de yudumladığınız çay. Flörtleşerek sokulun koynuna. Planlı değil hissinizle hareket edin eşinizle. Aslında hiçte planda yoktu dimi yorgunluğunuzu bir yemekle atıp koltukta öpüşmek. Planlı olur mu ya bu işler?Heyecanı kaçar.Aksi takdirde sıkıcı olur 👍 Kalbinizin ritmi değişmiyorsa zevki de kalmaz yaptığınız aktivitenin. Evliliği ayakta tutan ilk temel heyecanlanmaktan geçer.

Continue Reading

Her Şey Aşktan

Burada yazılanlar tamamiyle bir hayal ürünüdür. Aşk zaten bir hayal değil midir? İnsan hayaliyle örtüşen birine aşık olmaz mı? Aşık olduğu kişi ona hayalini yaşatmaz mı? O halde aşk bir hayaldir.Hayata dair en güzel hayal…

Biliyorum biraz kafan karıştı. Ama aşk biraz da kafa karışıklığı değil midir?Neyi, nasıl, neden yaptığını bilemeden saçmalamaktır.Saçmaladığını bildiğin halde bundan utanmamanın adıdır aşk.Akıl ile kalbin savaşıdır aşk.Huzur ve mutluluk arayışının en güzel tecrübesidir.Tecrübe ettiğin her şey birazda aşktan geçer.
Eğer bu satırlara kadar okumaya devam ettiysen önünde iki ihtimalin var demektir. Ya aşk çoktan kapını çaldı ve sen o kapıyı açmaya korkuyorsun ya da aşka inancın kalmadığından kapına kilit vuruyorsun.Nerden bildiğimi sorar gibisin…Biliyorum; çünkü hali hazırda aşk yaşayan biri oturupta aşk nedir diye araştırıp okur mu?Aşık insan illa bir şey okuyacaksa ancak günlüğüne not alıp onu okur.Başkasıyla değil iç dünyasıyla ilgilenir.Kalbinin atışı ritim bulsun istiyorsan aş kendini kır zincirlerini.Hayal bile edemeyeceğin şeylerin hazzını merak etmiyor musun?Bir çıkmaza girip ordan nasıl çıkacağını bilmek istemez misin? Kendini özgür bırak değiştiğinin farkına varacaksın.Yaralanmaktan korkma.Yara aldıkça yine merhemi sen bulacaksın.Birini kırarım diye düşünme yanlış yapmadan doğruya ulaşamazsın.Bunlar nasıl his diye de merak etme.Yaşamadan anlayamazsın.Unutma sonuç olarak ‘Ne kimseye ihtiyacın var ne de kimsesizliğe.’Geçmişe bağlı kal ama kalbinin ritmine engelde olma. Tekrar tekrar sevmekten korkma.Bir daha aşık olamam diye de boşuna evham yapma.Gerekirse her şeyi baştan yaşa ama hatalarını ayıkla. Yoğurdu üfleyerek değil de bu seferde seçerek ye😀Aşk planlı olarak çıkmaz karşına ama planlı yürür.Yani hiç ummadığın anda belki bir park belki bir pide kuyruğunda seni tam on ikiden vurabilir.He belki de karşı tarafa atacağın bir adımla da başlayabilir. Bunlar plansızdır. Kontrol edemezsiniz. Ama bu aşkın meyvelerini yemek istiyorsan kendini kontrol etmeyi de bileceksin…

Hadi beraber bir yolculuk yapalım.Aşka tekrar inanalım.İnandığımız aşk için gerekirse inatlaşalım.Sil baştan aşk.
Hayatında hiç aşık olmamış gibi yapabilir misin? Hadi o zaman başlayalım…

Yolda boş beleş yürüdüğünü hayal etmeni istiyorum şimdi senden.Ellerin cepte dudağında hafif bir ıslık sesi…Yanına hiçbir şey almadan çıkmışsın sokağa.Saçın başın önemsizce taranıp bağlanmış. Her gün süslenmekten ya da traş olmaktan sıkılmışsın da o gün kendini salmak istemişsin gibi. Zaten hayatında da kimse yok. Süslenmenin ya da cool giyinmenin bir anlamı da yok senin için.He bu arada kulağında muhakkak bir kulaklık olsun ama. Öyle hayal et. O kadar çok yürümüşsün ki artık ayaklarında derman kalmamış ve baya da terlemişsin. İlk gördüğün banka sinmişsin güzelce.Genellikle filmlerde bu tarz sahnelerde sahilde olurlar. İnsanı öyle özendirirler ki bazen sende o sahnede yer almak istersin. Ama bunun bir film sahnesi değil de senin iç dünyana olan yolculuk olduğunu unutma.Özendiğin bir film sahnesinin hayalinde yeri olmamalı. Sen kendine yeni bir mesken bul oturmak için😀Ben kendimi otobüs durağındaki bankta otururken buldum şuan mesela.Bu benim için daha gerçekçi bir hayal çünkü. Kulağında en sevdiğin şarkının nakaratını duyuyor musun? Aç sesi aç aç aç. Şimdi eşlik et o şarkıya.Sanki herkes o şarkıyı gümbür gümbür dinliyor da eşlik ediyor gibi.Bir sağa bir sola harekette ediyorsundur şimdi. He işte tam o sırada telefonun şarjı bip bip ötüyor ve sen gerçek dünyaya dönüyorsun bir bakmışsın ki etrafında ki kişiler gözlerini dikmiş sana bakıyor.Hiç önemseme gül geç derdim ama karşında sanki bu dünyadan olmadığını düşündüğün birini gördüğünü hayal et.Aman Allah ım kalbin pır pır atmaya başladı. O an ne yapacağını bilmez haldesin.Üstünü başını düzeltmeye terini silmeye telefonu elinden cebine koymaya çalışıyorsun ama bir türlü beceremiyor gibisin.Sanki etrafında ki insanlar biran da yok oldu da sadece karşında hafif bir gülümsemeyle sana bakan kişi varmış gibi hayal et. O kadar güzel/ yakışıklı biri var ki karşında sadece ona dalıveriyorsun. Aslında utanıyorsun o halinden ama yapacak bişey de yok sende gülüyorsun. Yavaş yavaş insanların sesini duymaya başladın şuan muhtemelen. Ben duyuyorum mesela. Bir otobüs geldi durağa. Karşımda ki kişi de o otobüse binecek şimdi belli. Elimi cebime attım. Tüh ya!Hayır olamaz. Cebimde ne para ne de bir akbil hiçbir şey yok. Neden olsun ki? Ben sadece bir yürüyüş yapıp dönecektim. Bu olmadı şimdi ama.Ah kalbim.Gidiyor gitmekte olan yarim. Sen de durumlar nasıl? Senin de cebinde bir şey yok. Ne yapmayı düşünüyorsun? Gitmesine izin mi vereceksin? Yoksa kalbinin ritmine uyup saçmalamayı göze alıp peşinden mi gideceksin? Gördüğün gibi hayalinde bile bir çıkmaza soktu seni ilk görüşte aşk. En başta da söylediğim gibi adım atacak mısın bilinmeze? Kapını aralayacak mısın yeni yolculuğa? Benimle paylaşır mısın hayalinin nasıl devam ettiğini?

Continue Reading