🤚 eştir..!

Fikir dalaşı yapmaktan çok kendince doğru olanı seçkin cümlelerle eleştirdiğin sürece seni dinleyeceklerini unutma..!Aksi takdirde basit bir olayda sesin sadece uğultu olarak duyulacaktır.Şimdi başlayalım.

1.Zuhal Topal’la Sofrada

Program gelinler ve kayınvalidelerin birlikte katıldığı belli bir süre içerisinde gelinlerin yemek yaptığı ve misafirlerin beğenilerine sunmalarından ibaret. 1-10 arasında da puanlama mevcut. Kayınvalidelerin puanı bizzat direk olarak açıklanırken Zuhal Topal ın puanı finalde açıklanıyor. Buraya kadar bir sorun yok. Ama asıl sorun her yarışmacının kendi gelinini kollaması ve asla hakedilen puanların verilmemesi. ‘Sen benim gelinime bunu verdin ben de o yüzden sana bunu verdim.’ Benim gördüğüm zaten oraya kafalarında bir puanla gidiliyor. Yemek güzel olmuş olmamış önemli değil. Hele ki emeklere verilen puanlar içler acısı. Görüşüm şu:Madem sana verilen puanı adaletsiz buluyorsun e sen adaleti temsil etsen daha doğru örnek olmaz mısın? Belki parayı kazanamazsın ama gece yatağa vicdanın rahat girersin..!

2.Gelinim Mutfakta

Yayın hayatına sevgili Fatih Ürek ile başlayan program güzel ilerliyordu. Gelinler yemek yapıyor kayınvalideler puanlama sistemiyle gelinlerinin yemeklerini bulmaya çalışıyor. Zaman geçtikçe bir reality şova dönüşmeye başladığını düşünüyorum. Farklı kostümlerle gelen kayınvalideler mi desem birbirleri ile sürekli atışan gelinler mi desem hepsi var programda. Bana kalırsa yine puanlamalar adaletli olarak verilmiyor. Zaman içerisinde sunucu değişiklikleri de oldu. Onur Büyüktopçu ile devam etme kararı alındı sonra karardan vazgeçildi. Son olarak Seda Sayan ile anlaşma yapıldı.Peki sizce programı kim daha iyi sunuyor?

Continue Reading

Beynimde Susmayan Biri Var!

Seninle konuşan hayali biri mi var?Yoksa içinde susmayan bir ses mi? Konuştuğun kişiyi görüyor musun? Yoksa sadece beyninde ki o susmayan sesle mi muhabbet ediyorsun?Bu saydıklarım birbirinden çok farklı şeyler. Eğer konuştuğun kişiyi senden başkası görmüyorsa etrafça garipsenirsin.Sana zarar vermiyorsa gizli gizli muhabbet edebilirsiniz😀 Çünkü bazen insanlara kendini anlatamazsın.Kendini yine en iyi sen anladığın için hayali bir arkadaş edinirsin kendine.Abartıya kaçılmadığı sürece bu normal bence.Ama asıl sıkıntı vesvese şeklinde beyninde seni bırakmayan o sesler.Senin hayatını resmen ele geçiriverir.Şimdi Nerden biliyorsun ki bunu dediğini duyar gibiyim. Biliyorum, çünkü bende de böyle bir problem olmuştu. En son ‘Yeteerrr artık sus sus.’ Diyip kendimi tokatladığım günü hatırlıyorum.Eşim beni görünce şok oldu. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu garibim.Kendime gelmem uzun zamanımı aldı. Ama ben başardım.Farkettim ki buna sebep olan korkularımın çoğalmasıydı. Ne zaman kötü bir haber izlesem, birinin ölüm haberini alsam, deprem olsa, kötü insanlarla karşılaşsam o zaman beynimde ki o canavar ses ortaya çıkıyor kötü senaryalor üretiyor beni sevdiklerimden vurmaya çalışıyordu. En çokta eşimden. Eşimle muhabbet ettiğim anda aynen şöyle oluyordu.Eşim bir yere işe gideceğini söylüyor dua et bana güzel geçsin diyor.Hemen o içimde ki ses devreye giriyordu.’Acaba başına kötü bir şey mi gelecek. O yüzden mi dua istiyor senden. Acaba onumu kaybedeceksin vs. Vs. İlk zamanlar bu ses beni ele geçirdiği için hemen ağlamaya başlıyordum. Eşimi o gideceği yere ya göndermiyordum ya da bende onunla gidiyordum. Ne olacaksa ikimize olsun mantığıyla hareket ediyordum. Benim yüzümden çok şeyi yapmaktan vazgeçiyordu. En kötüsü de neydi biliyor musun? Şans eseri içinden geçen bir şey gerçekleşiyorsa iyi ya da kötü her şeyi ona yormaya başlıyorsun. Bir zaman sonra seni ele geçirmeye çalışan o ses amacına ulaşmaya başlıyor. Bir cümle dahi kurmadan önce aklında bin tane süzgeçten geçirmek zorunda kalıyorsun. Acaba böyle böyle konuşsam şu sebepten dolayı mı söylemiş oluyorum. Acaba kötü bir şey mi olacak ta böyle söyledim. Aman Allah ‘ım acaba içime mi doğuyor da aklıma bu geldi diyorsun. Daha sonra bu ses senin yakana öyle bir yapışıyor ki tek başına bir şey yapamaz hale geliyorsun. Sevdiklerini yapacağı şeylerden vazgeçirmeye çalışıyorsun. Vazgeçmeyen olursa da eve geleceği ya da gideceği yerden bir haber gelmesi için saat sayıyorsun. Bu anlattıklarım bazılarına deli saçması gelebilir. Ama bazılarımız bunları ya yaşadı ya da yaşıyor. Bizi garipsemeyin. Derin bir araştırma yaptım. Etrafımda ki insanları gözlemledim. Ama bir psikoloğa gitmedim. Çünkü beni kimsenin anlamayacağını bir çözüm bulamayacaklarını hatta onlara ne anlatacağımı bilemediğim için gidemedim.Eskilerin bazen de doktorların kullandığı bir söz var ordan çıktım yola. İnsanın en iyi doktoru yine kendisidir. Kendi doktorun sen olacaksın. Bende burdan cesaret aldım. Sende benim gibi anlatsana kimsenin seni anlamayacığını düşünüyorsan burdan başlayabilirsin. Acaba bunları sadece ben mi hissediyorum. Sadece ben mi bu sesleri duyuyorum diye merak ettim ve deli gib internette araştırma yapmaya başladım. Gördüm ki yalnız değilmişim. Benim gibi hisseden, hayali biriyle değil içinde ki sesle boğuşan bir sürü insan varmış. Bir sürü insan var ama tek bir nedenin olduğunu gördüm.Hepsi korkuyordu. Korktukça seslerin daha da yükseldiğini benim gibi aslında kendiyle savaştığını düşünüyordu.Orda bir çözüm bulamadım belki ama yalnız olmadığımı bilmek beni inanılmaz rahatlattı. Unutma arkadaşım yalnız değiliz. Burdan cesaret aldım ve bu duyduğum sesleri beni yargılamayacak birine anlatmaya karar verdim.Tabiki eşime. Bekarsan eğer sende seni yargılamayacağını bildiğin birine bu derdini muhakkak anlat. Göreceksin ikinci bir rahatlamayı o anda yaşayacaksın. Eşime anlattığımda o ses resmen can çekişiyordu beynimde. Ne gerek vardı şimdi onu da çektin içine diyip duruyordu. Eşime dedim ki sana bunları anlatırken bile susmuyor Allah ‘ın cezası. O anda bana öyle bir sarıldı ki ben senin yanındayım merak etme demenin en güzel haliydi. Gün geçtikçe bu konuyla ilgili videolar izledim. Orda bi adam şöyle diyordu.’Korkmak canlılara ait bir özelliktir. Önemli olan korkularla başa çıkmanın yollarını aramak. Kendinize yeni korku yaratan sesleri duyuyor olabilirsiniz ama onları dinlemeden başka şeyleri hayal edin. Yani o seslerin konuşmasına izin vermeyin.’Bende bir süre böyle yapmaya çalıştım. Evet beynimde hala konuşan biri vardı ama ben onu dinlemiyordum bile. Sen sadece zırvalıyorsun diyor geçiyordum.Sonra yine kendime yakın gördüğüm birine hissettiğim korkuları onun da hissedip hissetmediğini sordum.Gördüm ki oda arada böyle şeyler düşünüyormuş ama tevekkül ettiğinden bunu önemsemiyormuş. Zamanla farkettim ki insanlara anlatmaya konuşmaya çekindiğim o duyduğum sesi artık rahatlıkla muhabbet konusu yapabiliyorum.Konuştukça açıldım açıldıkça rahatladım. Zamanla kendi ilacımı bulmuştum aslında.Sende konuşmaktan çekinme.Çözüm sadece sende. He birde kendine yeni bir hobi edin. Ben balkona meyve sebze ekmeye başladım mesela😀Onlarla uğraştıkça rahatladım. Artık beynimde ki o ses sadece çiçeklere su ver diyor 😀

Continue Reading

Tatil Tadında..!

Bir çoğumuz yoğun çalışma temposundan uzaklaşıp hafta sonu rahatlamak için şehirden uzaklaşmayı planlıyor.Bunun için bir araştırmaya koyuluyor.Özellikle çocuklu bir aile ise hem rahat etmek hemde çocuklarıyla eğlenceli vakit geçirmek istiyor.Ama böyle bir yeri bulmak en az tatilden dönüş kadar yorucu ve stresli😀Şimdi sizler için İstanbul’a yakın, yeşilliğin bol olduğu, deniz veya havuz seçeneği olan yerlerle tanıştıralım..!

AĞVA

İstanbul’un Şile ilçesine bağlı olan bir köydür.Doğal güzellikleri, temiz denizi , bol yeşil alanı,harika bir havası ile tatil tadında bir hafta sonu geçireceğiniz harika bir yer. Turistlerinde ilk tercihi arasında olan bu yer Avrupa yakasından yaklaşık 2.5 saat, Anadolu yakasından ise 1.5 saat te ulaşabileceğiniz bir köy.Daha yoldayken bile geçtiğiniz yerler sizi rahatlatacak.Eminim ki Ağva ‘ya gidene kadar bir çok yerde durup fotoğraf çektirmek isteyeceksiniz.Sizler için Ağva’nın en iyi otellerini sıralayalım.

1.Ağva Paradise Otel

Eğer araba sesinden uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak istiyorsanız burası tam size göre.Ailecek ilk tercihimiz olan bu otel nehir kenarında kurulu.Otele giriş teleferikle sağlanıyor.Arabanızı park edip eşyalarınızı alıp teleferikle nehir üzerinden geçiş yapıyorsunuz.Başta da söylediğim gibi araba sesinden uzaksınız. Otelin iki tane büyük havuzu var. Yeşil alanı oldukça fazla. Çocuklu bir aile iseniz kesinlikle rahat edersiniz.Yeşil alana kurulu olan üçgen şeklinde ki çadırlarda oturup sohbetin dibine vurabilirsiniz.Cuma ve cumartesi akşamları canlı müzikleri de var. Nehirin kenarında çayınızı yudumlarken karşınızda ki yem yeşil olan manzara sizi mest edecek.Kahvaltısı serpme ve oldukça zengin.Akşam yemeği olarak balık, tavuk veya et menüsü mevcut.Otele giriş 12.00 çıkış istediğiniz saatte.En güzeli de bu😀Denize arabayla sadece 5 dakika.NOT;Nehir kenarı olduğu için sinek çok fazla yanınızda sinek ilacı varsa korkmaya gerek yok😀

2.Nirvana Dream Garden Otel

Eğer farklı bir mimari de konaklamak istiyorsanız burası tam da sizin için.Havuz kenarında konumlanmış bu otel özel günlerinizde de sizi yalnız bırakmıyor. Farklı konseptleriyle doğum günü evlilik yıldönümü kutlamaları gibi bir çok alanda da hizmet veriyor.Size sadece rezervasyon yaptırmak kalıyor😀

3.Tartaruga Motel

Göksu nehri çevresinde kurulu olup kendine ait iskelesi vardır.Kahvaltı ve yemekleriyle göz dolduruyor.Ayrıca bungalow, jakuzili ve şömineli odaları mevcut.Personeller oldukça ilgili.Yeşillik ön planda.Not;Nehir kenarında olduğu için sinek ilacını yanınızda bulundurmakta fayda var😀

4.Robin’s Nest Hotel

Sizi ve misafirlerinizi en güzel şekilde ağırlamayı prensip haline getirmiş bir hotel.Öyle ki toplantı alanı da mevcut.Ihlamur ve çam ağaçlarının kokusu sizi kendinizden geçirebilir.Havuz mevcut.Yiyecekleri hem taze hem de göz dolduran cinsten.Arşivlerinde Vedat Milor’ü görebilirsiniz.Gerisini siz düşünün😀Porcini mantar soslu bonfilesini tatmanızı öneririm.Bazı akşamlar canlı müzik oluyor.Eğlence arayanlara duyurulur😀

5.Kurfal Otel

Adını yaklaşık 2 km uzakta olan Kurfallı köyünden alıyor.Odaların çoğunda balkon mevcut.Bazı odalar havuz a bakarken bazıları yeşillik ve denizin olduğu bölüme bakıyor.Kahvaltısı ve özellikle akşam yemekleri sizi doğru adreste olduğunuzu düşündürecek cinsten.Her ikisi de açık büfe. Çok fazla çeşit var.İster havuz başında ister şömineli alanda yiyebilirsiniz.Masa tenisinin yer aldığı oyun alanı da mevcut.Kahvaltınızı yaptıktan sonra ister havuza girip isterseniz sadece havlunuzu alıp denize 1 dakıka yürüyerek girebilirsiniz. Otelin karşısında alışveriş yapıp kahve içebileceiğiniz yerler mevcut.

Continue Reading

Eyvah Anne Oluyorum..!

Annelik doğumdan sonra değil daha cenin ilk rahme düştüğü andan itibaren başlıyor.Artık sen eski sen olamıyorsun.Hissettiklerin, tepkilerin duygusal reaksiyonların sanki yeniden en yeni haliyle bedenine yükleniyor.Garip değil mi? Önceden umursamadan geçtiğin olaylara şimdi gözü yaşlı bakıyorsun.Her şeyden etkileniyorsun. Peki nedeni ne? Karnında milyonlarca spermi geride bırakıp sana tutunmayı başarmış küçük bir cenin kadar güçlü olamamanın nedeni ne?Çünkü içinde bir canlının olduğunu bilmek,onun sana bir hediye olarak gönderildiğini düşünmek, ona iyi bakman gerektiğini hissetmek, seni özel kılıyor ve buda seni güçlü ama duygusal bir yapıya büründürüyor.Daha doğmadan annelik güdülerin oluşmaya başlar. İlk 4 ay düşük tehlikesinden korumaya çalışırsın.Diğer aylar kilo alması için düzenli ve kaliteli beslenirsin.Tekme atıyor mu ? Hareketleri iyi mi? diye ara ara kontrol edersin. Gördün mü bak artık bütün dünyan o oldu.Eşlere burda çok büyük bir iş düşüyor.Aşermeler,mide bulantıları, stres hali sadece bizi etkilemiyor.Onlar en büyük destekçimiz ve yardımcılarımız. Örneğin; Ben şu zamana kadar aşerdiği yiyeceği gidipte kendi başına alanı duymadım daha😀 Kendimden örnek vereyim hamileyken canım inanılmaz yeşil erik çekti ama mevsimi değildi.Haliyle bulmak çok zordu.Eşime söyledim bulamadığı için kendini kötü hissetti.Sonra bazı siteleri buldum.Hamilelerin aşerdiği yiyecekleri satan bir site.Düşünebiliyor musunuz 4 tane eriği 70 tl ye satıyorlar.Bitmesin diye yemeğe kıyamazdım.Ya canım biraz daha çekerse o zaman ne olacak?Eşime hiç söylemedim o siteyi.Sonuçta bir çocuğumuz olacak ve benim tutumlu olmam gerekiyordu.Eşim üzülmesin diye canım çekmiyormuş gibi yaptım.Sonra kendi kendime unutturdum eriği.Birgün Üsküdar da yürüyüş yaparken adamın birini gördüm.Tezgahta yeşil çağla gibi bir şey satıyordu erik gibi kütür kütür ve ekşi olduğunu hayal ettim ve adama doğru koştum.Kaç kilo aldığımızı hatırlamıyorum😀Sonuçta kilosu 6 tlydi ve istediğim kadar yiyebilecektim.Eşime döndüm dedim ki ben değil bebek istiyor onu😀

Continue Reading

Korkulacak tek şey korkmaktır!

Korkularınız; hayatınızı kaliteli yaşamaktan uzak tutar.Ulaşmak istediğiniz her şeyden sizi alıkoyar.Kısacası alacağınız her nefesi size bir ok gibi geri saplar.Sürekli endişeli bir hal takınırsınız.Etrafınızda ki her canlıya şüpheyle yaklaşırsınız.Başlayacağınız bir işe korkarak adım atar sonucunu beklerken kaygılanırsınız. Psikolojik olarak fena halde yıpranırsınız. Nefes almakta zorluk çeker sürekli endişe ve panik halinde olursunuz. Kalp ritminin dışına çıkar bayılacak gibi hissedersiniz.Başkasının cesaret ettiği şeye hayran kalıp o cesareti kendinizde bulamazsınız.En basit olaylarda bile çözüm odaklı olamazsınız. İnsanlardan uzaklaşır kendi iç dünyanızla baş başa kalırsınız. Peki ya bu korkulardan kurtulmanın yolu nedir? Hadi tek tek sıralayalım..!

1.Korkularınızla Yüzleşin!

Bir aynanın karşısına geçip kendinize hesap sorar gibi bakın.Yükses sesle ‘Sen kimsin de hayatımı mahvediyorsun.’diye bağırın.Sanki biriyle tartışıyormuş gibi el kol hareketi yapın. Tehdit edin aynada ki korkak yüzü. Hayat benim hayatım dilediğimi yaparım. Sonuçlarını yaşayarak tecrübe ederim. Engel olamazsın sen bana diyin. Göreceksin içinde ki gerçek seni o an yakalayacaksın. Kararlılığın seni bile şaşırtacak.

2.Korktuğunuz Olayları Not Alın!

Hangi durum seni ürkütüyorsa, hangi ortam seni kaygılandırıyorsa tek tek not al. Ama not alırken çekinme.Utanma. Kimse görmeyecek yazdıklarını. Örneğin bir çok insan karanlıkta uyumaktan korkar. Bu utanılacak bir durum değil yaz. Yalnızken tuvalete gitmeye korkan insanlar var.Utanma kendinden onu da yaz. Sen yaz ki korkuların seni korkutmaktan utansın.

3.Korkularınızı Kabullenip Nedenini Düşünün

Bir olayın nedeni bilinirse çözümü kolaylaşır.Neden-Sonuç ilişkisini iyi kurman gerekir. Mesela yüksekten neden korkuyorsun? Küçükken geçirdiğin bir kazadan sonra , arkadaşlarının sana yaptığı şaka sonucunda, yanlışlıkla birini düşürmüş de olabilirsin. Tüm bunların sonucunda sende yüksekten korku olgusunu yaratmıştır.Nedenini bulup sonucunu değiştirmek için adım atmalısın. Unutma neden tektir sonuçları Çifter Çifter gelir. Diyelim ki yükseklik korkun var. Aşağıya ya da yukarıya bakarken başın döner, miden bulanır, gözlerin bulanıklaşır. Eeee. Sırf bu aşılacak sebeplerden dolayı hiç mi lünaparka gidip eğlenemeyeceksin? Diyelim ki kariyerinin en güzel yerindesin ve odan 16. Katta. Ne yapacaksın kariyerinden mi vazgeçeceksin korkularından mı? O yüzden nedenini bul ve onunla inatlaş..!

4.Korkularınızı Bir Hastalık Olarak Düşünün!

Her hastalığın bir ilacının olduğunu bilerek çıkın yola. Korkularda psikolojik bir hastalıktır. Tedavisi sende. İlacı sende. Olumlama yöntemiyle korkularınıza yanaşın. Mesela sınav korkunuz var. Kesin yine kalırım, zayıf alırım. Hiç çalışmasam daha iyi gibi düşüncelerin tam aksini düşünün. Alt tarafı bir sınav en fazla 1 saat sürecek. Ben o saate kadar çalışırsam kesin geçerim. Geçemesem de bu dünyanın sonu değil ya diyerek kendinizi motive edin. Buna olumlama denir. Yüksekten korkuyorsanız üst katlarda oturan bir akrabanızı ziyarete gidin mesela. O hayatını orda sürdürüyor bende en azından birkaç saat oturabilirim. Bunda korkulacak bir şey yok diyin. İnatlaşın ve olumlama yapın. Göreceksiniz aynaya artık hesap sorar gibi bakmayacaksınız. Başarmış olmanın gruruyla kendinize tebessüm edeceksiniz.
5.Artık Korkmadığınızı kendinize ispatlayın!

Adım adım korkusuz olduğunun farkında mısın? Artık kalbinin ritmi düzenli atıyor. Ellerin terlemiyor. Kendine daha özgüvenlisin. E göster kendini topla arkadaşlarını korku evine bilet alın da görelim bakalım sonuçları😀Bu arada sana bir film tavsiyem var. Eminim daha önce izlemişsinizdir.İzlemediysen bile mutlaka izle. ‘Korkusuz Korkak.’ Hem güleceksin hem de filmin ve benim sana iletmek istediğim asıl mesajını alacaksın.

Continue Reading

Ne Yaptın Bugün?

Tüm günün yorgunluğunu, stresini kapıda bırakıp ‘Bismillah’ diyerek eve girmeye hazır mısın? Eşinin de (çalışıyorsa) senin gibi tüm gün stres ve yorgunlukla başetmeye çalışıp kendini bir an önce eve atmak istediğinin farkında mısın? Ya da evde senin için akşama kadar hazırlık yapıp iki sohbet etmeye can attığının bilincinde misin? Bunların cevabı var mı sende? Eğer hepsinin farkındaysan dışarıda ki rolünü üstünden çıkarıp askıya asıp ev moduna geçiş için terliklerini giy bakalım. ‘Hoşgeldin hayatım!’ diyen kişiye yani eşine bir tebessüm edip ‘Hoş bulduk’ diyip sarılır mısın? Onu özlediğini söyleyebilir misin? Bak o zaman üzerinde ne yorgunluk kalır ne stres…

Bir çok evlilik bu kısa sohbetten mahrumdur.Mahrum olduğundan evliliği onun için artık bir mecburiyet haline dönüşmüştür.Her şey bir (Hoş)gelip (Hoş)bulmaktan ibarettir aslında. Bunun aksini iddia etmek evliliğe hakaret değil midir? Aslında bir şükür sebebidir kapını çalan ve açanın olması. Senin için hazırlanan bir sofra mutlu edebiliyor mu seni? Bu kadın olsun erkek olsun farketmez. Söylediklerimi tek cinsiyet üzerinden değerlendirmeyin lütfen. Masaya hem ruhunu hemde karnını doyurmak için otur. Sohbeti ilk sen başlat. Konuşacak konu yok gibi düşünme.
Ne yaptın bugün? Diye konuya giriş yapabilirsin. Ses tonun hesap sorar gibi değil de merak eden bir eşin konuşması gibi olsun. Onu merak ettiğini, onunla ilgilendiğini, düşündüğünü gösteren bir tavır sergile. Küçük bir soruyla hissettirebilirsin bunu.Sorunun karşılığını geçiştirecek bir cevapla konuşma. Gün boyu yaşadıklarını hissettir ona. İyi ya da kötü geçen bir günün vaziyetini anlat. Çekinme. Karşında ki senin eşin. Seni en iyi o anlar. Anladığını düşündüğün için evlendin.
-‘Biraz yoğunluk vardı. Sürekli bir sağa bir sola koşturduk tüm gün. Çok yoruldum ama sana koşabilmek için can attım. Saatleri saydım.’diyebilirsin. Karşında ki senin çok yorulduğunu anlayacaktır muhakkak.Anlar çünkü o senin ‘EŞin’. Sen ne hissediyorsan o da hisseder merak etme.Sofranın adabı ve bereketi daim olsun istiyorsan yüzün asık oturma o sofraya. Bunlar bir kural değil mutluluğun geçtiği küçük eşikler aslında. Bu eşikleri atlayamazsan takılıp düşer tepe taklak olursun.Çay yorgunluğu alıp muhabbetti arttırır derler. Akşam yemeğinden sonrada iyi gider☺️ Yanında da güzel bir film. Ayrı ayrı koltuklarda oturmayın.Yan yana oturup birbirinizle temas edin. O sıcaklığı hissettirin birbirinize. Bazen filminiz yarı da kalır bazen de yudumladığınız çay. Flörtleşerek sokulun koynuna. Planlı değil hissinizle hareket edin eşinizle. Aslında hiçte planda yoktu dimi yorgunluğunuzu bir yemekle atıp koltukta öpüşmek. Planlı olur mu ya bu işler?Heyecanı kaçar.Aksi takdirde sıkıcı olur 👍 Kalbinizin ritmi değişmiyorsa zevki de kalmaz yaptığınız aktivitenin. Evliliği ayakta tutan ilk temel heyecanlanmaktan geçer.

Continue Reading

Her Şey Aşktan

Burada yazılanlar tamamiyle bir hayal ürünüdür. Aşk zaten bir hayal değil midir? İnsan hayaliyle örtüşen birine aşık olmaz mı? Aşık olduğu kişi ona hayalini yaşatmaz mı? O halde aşk bir hayaldir.Hayata dair en güzel hayal…

Biliyorum biraz kafan karıştı. Ama aşk biraz da kafa karışıklığı değil midir?Neyi, nasıl, neden yaptığını bilemeden saçmalamaktır.Saçmaladığını bildiğin halde bundan utanmamanın adıdır aşk.Akıl ile kalbin savaşıdır aşk.Huzur ve mutluluk arayışının en güzel tecrübesidir.Tecrübe ettiğin her şey birazda aşktan geçer.
Eğer bu satırlara kadar okumaya devam ettiysen önünde iki ihtimalin var demektir. Ya aşk çoktan kapını çaldı ve sen o kapıyı açmaya korkuyorsun ya da aşka inancın kalmadığından kapına kilit vuruyorsun.Nerden bildiğimi sorar gibisin…Biliyorum; çünkü hali hazırda aşk yaşayan biri oturupta aşk nedir diye araştırıp okur mu?Aşık insan illa bir şey okuyacaksa ancak günlüğüne not alıp onu okur.Başkasıyla değil iç dünyasıyla ilgilenir.Kalbinin atışı ritim bulsun istiyorsan aş kendini kır zincirlerini.Hayal bile edemeyeceğin şeylerin hazzını merak etmiyor musun?Bir çıkmaza girip ordan nasıl çıkacağını bilmek istemez misin? Kendini özgür bırak değiştiğinin farkına varacaksın.Yaralanmaktan korkma.Yara aldıkça yine merhemi sen bulacaksın.Birini kırarım diye düşünme yanlış yapmadan doğruya ulaşamazsın.Bunlar nasıl his diye de merak etme.Yaşamadan anlayamazsın.Unutma sonuç olarak ‘Ne kimseye ihtiyacın var ne de kimsesizliğe.’Geçmişe bağlı kal ama kalbinin ritmine engelde olma. Tekrar tekrar sevmekten korkma.Bir daha aşık olamam diye de boşuna evham yapma.Gerekirse her şeyi baştan yaşa ama hatalarını ayıkla. Yoğurdu üfleyerek değil de bu seferde seçerek ye😀Aşk planlı olarak çıkmaz karşına ama planlı yürür.Yani hiç ummadığın anda belki bir park belki bir pide kuyruğunda seni tam on ikiden vurabilir.He belki de karşı tarafa atacağın bir adımla da başlayabilir. Bunlar plansızdır. Kontrol edemezsiniz. Ama bu aşkın meyvelerini yemek istiyorsan kendini kontrol etmeyi de bileceksin…

Hadi beraber bir yolculuk yapalım.Aşka tekrar inanalım.İnandığımız aşk için gerekirse inatlaşalım.Sil baştan aşk.
Hayatında hiç aşık olmamış gibi yapabilir misin? Hadi o zaman başlayalım…

Yolda boş beleş yürüdüğünü hayal etmeni istiyorum şimdi senden.Ellerin cepte dudağında hafif bir ıslık sesi…Yanına hiçbir şey almadan çıkmışsın sokağa.Saçın başın önemsizce taranıp bağlanmış. Her gün süslenmekten ya da traş olmaktan sıkılmışsın da o gün kendini salmak istemişsin gibi. Zaten hayatında da kimse yok. Süslenmenin ya da cool giyinmenin bir anlamı da yok senin için.He bu arada kulağında muhakkak bir kulaklık olsun ama. Öyle hayal et. O kadar çok yürümüşsün ki artık ayaklarında derman kalmamış ve baya da terlemişsin. İlk gördüğün banka sinmişsin güzelce.Genellikle filmlerde bu tarz sahnelerde sahilde olurlar. İnsanı öyle özendirirler ki bazen sende o sahnede yer almak istersin. Ama bunun bir film sahnesi değil de senin iç dünyana olan yolculuk olduğunu unutma.Özendiğin bir film sahnesinin hayalinde yeri olmamalı. Sen kendine yeni bir mesken bul oturmak için😀Ben kendimi otobüs durağındaki bankta otururken buldum şuan mesela.Bu benim için daha gerçekçi bir hayal çünkü. Kulağında en sevdiğin şarkının nakaratını duyuyor musun? Aç sesi aç aç aç. Şimdi eşlik et o şarkıya.Sanki herkes o şarkıyı gümbür gümbür dinliyor da eşlik ediyor gibi.Bir sağa bir sola harekette ediyorsundur şimdi. He işte tam o sırada telefonun şarjı bip bip ötüyor ve sen gerçek dünyaya dönüyorsun bir bakmışsın ki etrafında ki kişiler gözlerini dikmiş sana bakıyor.Hiç önemseme gül geç derdim ama karşında sanki bu dünyadan olmadığını düşündüğün birini gördüğünü hayal et.Aman Allah ım kalbin pır pır atmaya başladı. O an ne yapacağını bilmez haldesin.Üstünü başını düzeltmeye terini silmeye telefonu elinden cebine koymaya çalışıyorsun ama bir türlü beceremiyor gibisin.Sanki etrafında ki insanlar biran da yok oldu da sadece karşında hafif bir gülümsemeyle sana bakan kişi varmış gibi hayal et. O kadar güzel/ yakışıklı biri var ki karşında sadece ona dalıveriyorsun. Aslında utanıyorsun o halinden ama yapacak bişey de yok sende gülüyorsun. Yavaş yavaş insanların sesini duymaya başladın şuan muhtemelen. Ben duyuyorum mesela. Bir otobüs geldi durağa. Karşımda ki kişi de o otobüse binecek şimdi belli. Elimi cebime attım. Tüh ya!Hayır olamaz. Cebimde ne para ne de bir akbil hiçbir şey yok. Neden olsun ki? Ben sadece bir yürüyüş yapıp dönecektim. Bu olmadı şimdi ama.Ah kalbim.Gidiyor gitmekte olan yarim. Sen de durumlar nasıl? Senin de cebinde bir şey yok. Ne yapmayı düşünüyorsun? Gitmesine izin mi vereceksin? Yoksa kalbinin ritmine uyup saçmalamayı göze alıp peşinden mi gideceksin? Gördüğün gibi hayalinde bile bir çıkmaza soktu seni ilk görüşte aşk. En başta da söylediğim gibi adım atacak mısın bilinmeze? Kapını aralayacak mısın yeni yolculuğa? Benimle paylaşır mısın hayalinin nasıl devam ettiğini?

Continue Reading